Yıllardır WordPress üzerinde çalışan sitenizi daha hızlı, daha güvenli ya da daha esnek bir altyapıya taşımaya karar verdiniz. Yeni tasarım hazır, ekip heyecanlı. Ancak bu tür projelerde en sık yaşanan sorun, yayından birkaç hafta sonra organik trafiğin ciddi biçimde düşmesidir. Bunun nedeni neredeyse her zaman aynıdır: eski adresler yeni adreslere düzgün bağlanmamış, içerik ya da meta veriler eksik taşınmıştır. WordPress geçişinde SEO’yu korumak, iyi bir planla ve doğru sırayla atılan adımlarla mümkündür. Bu rehberde o adımları anlatıyoruz.
Geçişte trafik neden kaybedilir?
Google, yıllar içinde sitenizin URL’lerini tanımış, bu adreslere gelen bağlantıları ve kullanıcı sinyallerini biriktirmiştir. Yeni sitede bu adresler değişir ve eskileri yönlendirilmezse, Google’ın elindeki tüm bu birikim 404 hatasıyla karşılaşır. Ziyaretçiler de eski yer imleri ve dış bağlantılar üzerinden boş sayfalara düşer.
Trafik kaybının diğer yaygın nedenleri arasında sayfa başlıklarının ve açıklamalarının taşınmaması, iç bağlantıların kopması, içeriklerin kısaltılması, hazırlık ortamındaki noindex etiketinin canlıya taşınması ve yeni sitenin daha yavaş olması sayılabilir. Bunların hepsi önceden planlanarak önlenebilir.
1. Mevcut durumu kayıt altına alın
Geçişten önce sitenin bugünkü halinin eksiksiz bir fotoğrafını çekin. Bu kayıt hem yönlendirme haritasının temelidir hem de yayından sonra karşılaştırma yapmanızı sağlar.
- Bir SEO tarama aracıyla tüm siteyi tarayıp URL, başlık, açıklama, H1 ve durum kodlarını dışa aktarın.
- Google Search Console’dan son on iki ayın sayfa bazlı tıklama ve gösterim verilerini indirin.
- GA4’ten organik trafikte en çok giriş alan sayfaları listeleyin.
- Dış bağlantı alan sayfaları bir backlink aracıyla belirleyin.
- XML site haritasını, robots.txt dosyasını ve yapılandırılmış verileri yedekleyin.
- Önemli anahtar kelimelerdeki mevcut sıralamaları not edin.
2. WordPress’e özgü URL’leri unutmayın
WordPress, siz farkında olmadan pek çok adres üretir ve bunların bir kısmı dizine eklenmiş ya da dış bağlantı almış olabilir. Envanteri çıkarırken yalnızca sayfa ve yazılara değil, şu adreslere de bakın:
- Kategori ve etiket arşivleri (/category/…, /tag/…).
- Yazar sayfaları (/author/…) ve tarih arşivleri.
- Sayfalama adresleri (/page/2/).
- Görsel ek sayfaları (attachment) ve /wp-content/uploads/ altındaki görsel ve PDF dosyaları.
- ?p=123 gibi kısa bağlantılar ve RSS adresleri (/feed/).
- WooCommerce kullanıyorsanız ürün, ürün kategorisi ve mağaza sayfaları.
3. Yönlendirme haritasını hazırlayın
Yönlendirme haritası, her eski URL’nin karşısına yeni sitedeki en uygun URL’nin yazıldığı bir tablodur. Geçişin kalbi burasıdır ve en çok emeği burası ister.
Temel kurallar şunlardır: Kalıcı taşımalarda 301 yönlendirmesi kullanın. Her eski sayfayı içerik olarak en yakın yeni sayfaya bağlayın; her şeyi toplu halde ana sayfaya yönlendirmek, Google tarafından çoğu zaman soft 404 olarak değerlendirilir ve sayfanın birikimini boşa harcar. Zincirleme yönlendirmelerden kaçının; A’dan B’ye, B’den C’ye giden bir yapı yerine A’yı doğrudan C’ye bağlayın. Gerçekten karşılığı olmayan, trafiği ve bağlantısı olmayan sayfaların 404 ya da 410 döndürmesi kabul edilebilir.
Tabloyu hazırlarken her satıra eski URL, yeni URL, yönlendirme türü, sayfanın son on iki aydaki tıklama sayısı ve aldığı dış bağlantı sayısı gibi sütunlar ekleyin. Böylece en değerli sayfalara öncelik verebilir, test sırasında hangi satırın kontrol edildiğini kolayca takip edebilirsiniz. Tabloyu proje boyunca tek bir ortak dosyada tutun; tasarımcı, yazılımcı ve SEO sorumlusu aynı kaynaktan çalışmalıdır.
Mümkünse URL yapısını hiç değiştirmemek en güvenli yoldur. Değiştirmek zorundaysanız, örneğin tarihli yazı adreslerinden sade adreslere geçiyorsanız, kural tabanlı yönlendirmeleri tek tek yönlendirmelerle birlikte kullanın ve her kuralı test edin.
4. İçeriği ve meta verileri eksiksiz taşıyın
Yeni tasarımla birlikte metinleri kısaltma ya da sayfaları birleştirme isteği doğar. Bu karar bilinçli verilmeli; iyi sıralanan bir sayfanın içeriğini yarıya indirmek o sıralamayı riske atar.
Yoast veya Rank Math gibi eklentilerde tanımlı SEO başlıkları ve meta açıklamaları dışa aktarılıp yeni sisteme taşınmalıdır. Görsellerin alt metinleri, H1 ve ara başlık yapısı, canonical etiketleri, yapılandırılmış veriler (Organization, Article, Product, FAQ gibi) ve çok dilli sitelerde hreflang etiketleri de listeye girmelidir. Son olarak, içerik içindeki iç bağlantıları eski URL’lerden yeni URL’lere güncelleyin; yönlendirme çalışsa bile iç bağlantıların doğrudan doğru adresi göstermesi daha temizdir.
5. Hazırlık ortamında test edin
Yeni site, yayından önce bir hazırlık (staging) ortamında çalışmalıdır. Bu ortam şifre korumalı olmalı; yalnızca noindex etiketine güvenmek yetmez, çünkü bağlantılar sızabilir. Hazırlık ortamında yönlendirme haritasını bir tarama aracıyla toplu olarak test edin: her eski URL tek adımda, 301 koduyla ve doğru hedefe gitmeli.
Sayfa hızını, mobil görünümü, formları ve takip kodlarının (GA4, Google Tag Manager, reklam pikselleri) çalıştığını da bu aşamada kontrol edin.
6. Yayın günü kontrol listesi
Yayını mümkünse trafiğin en düşük olduğu güne planlayın ve ekibin gün boyunca ulaşılabilir olmasını sağlayın.
- Hazırlık ortamındaki noindex ve şifre korumasının canlı sitede kaldırıldığını doğrulayın.
- robots.txt dosyasının önemli bölümleri engellemediğini kontrol edin.
- Yönlendirmeleri canlıda yeniden tarayarak test edin.
- Yeni XML site haritasını Search Console’a gönderin.
- HTTP’den HTTPS’e ve www tercihine göre tek bir sürüme yönlendirme yapıldığını kontrol edin.
- GA4 ve Search Console verilerinin akmaya devam ettiğini doğrulayın.
- Alan adı da değiştiyse Search Console’daki Adres Değişikliği aracını kullanın.
7. Yayından sonraki haftalar
Geçişten sonra sıralamalarda bir süre dalgalanma görmek normaldir; Google’ın yeni yapıyı yeniden taraması ve anlaması zaman alır. Önemli olan dalgalanmanın kalıcı bir düşüşe dönüşmemesidir.
İlk haftalarda Search Console’daki sayfa dizine ekleme raporunu ve 404 hatalarını her gün izleyin, gözden kaçan URL’leri yönlendirme haritasına ekleyin. En çok trafik alan sayfaların sıralamalarını ve organik trafiği geçiş öncesi verilerle karşılaştırın. Önemli dış bağlantıların hâlâ eski adresleri gösterdiği sitelerle iletişime geçip bağlantıyı güncellemelerini isteyebilirsiniz. Google’ın site taşıma belgeleri, yönlendirmelerin mümkün olduğunca uzun süre, genel olarak en az bir yıl yerinde tutulmasını önerir; pratikte bunları kalıcı olarak bırakmak en güvenli seçenektir.
Tamamen ayrılmak zorunda mısınız?
Bazı projelerde WordPress’i tamamen bırakmak yerine headless yapı daha mantıklıdır. Bu yaklaşımda içerik ekibi alıştığı WordPress panelini kullanmaya devam eder, ziyaretçinin gördüğü ön yüz ise modern ve hızlı bir altyapıyla yeniden yazılır. URL’lerin ve içerik yapısının büyük ölçüde korunması geçiş riskini azaltır. Norcored’da hem tam taşıma hem de headless WordPress projelerinde yönlendirme haritasını ve SEO kontrollerini sürecin başından planlıyoruz; geçiş öncesinde sitenizin bir ön değerlendirmesini isterseniz bize ulaşabilirsiniz.
Öne çıkanlar
- Geçişten önce mevcut sitenin tam bir envanterini ve performans verisini alın.
- Her eski URL’yi tek adımda, 301 ile en uygun yeni sayfaya yönlendirin.
- Meta veriler, alt metinler, yapılandırılmış veri ve iç bağlantılar da taşınmalı.
- Yayın günü noindex, robots.txt ve site haritasını mutlaka kontrol edin.
- Yönlendirmeleri en az bir yıl, tercihen kalıcı olarak koruyun.
Sık sorulanlar
Geçişten sonra trafik düşüşü ne kadar sürer?
İyi planlanmış bir geçişte kısa süreli dalgalanmalar normaldir ve genellikle Google siteyi yeniden taradıkça toparlanır. Uzun süreli bir düşüş varsa, sebep çoğunlukla eksik yönlendirmeler, kaybolan içerik ya da teknik bir engeldir.
Tüm eski sayfaları ana sayfaya yönlendirebilir miyim?
Önerilmez. Google bu tür toplu yönlendirmeleri çoğu zaman soft 404 olarak değerlendirir ve sayfanın birikmiş değeri aktarılmaz. Her sayfayı içerik olarak en yakın karşılığına yönlendirin.
URL yapısını değiştirmeden geçiş yapmak mümkün mü?
Çoğu zaman evet. Yeni sistem esnek bir yönlendirme yapısı sunuyorsa mevcut URL’leri aynen korumak, geçişin en düşük riskli yoludur.



